MODERN SANATIN SOYUTLAŞMA NEDENLERİ


Modern Sanatın Soyutlaşma Nedenleri İçinde yaşamakta olduğumuz yüzyılımızın , sosyal , kültürel ve artistik gelişimini temsil eden sanatçıları anlamak için , bakışlarımızı yalnız onların eserleri üzerine yöneltmemiz yetmez. Bu eserleri sanatçıların düşündüğü anlamda inceleyebilmemiz için yalnız onları meydana getiren nedenlerin ortaya çıktığı XX. yüzyıl değil, daha gerilere giderek XIX. Yüzyıla da çeşitli yönlerden bakmak gerekecektir.

'Abstrait' (soyut) sanat, yalnız bir tek ressamın keyfi bir anlatım tarzı olmadığından XIX. Yüzyılı sosyal, politik, kültürel, felsefi ve endüstriyel yönlerden incelemek zorunlulugu vardır. Böyle bir incelemeden sonra, bu sanat anlayışının dünyamızın sosyal dengesizliklerine yabancı kalamayan sanatçının, büyük kuvvetler karşısındaki hiçliğini anlayarak kendi içine kapanması sonucu, bakişlarını doğadan uzaklaştırarak kendi içine çevirmesi ile ortaya çıkmışbir iç muhasebesi, kişisel bir dünya görüşü olduğunu görürüz. Beckman :'Ben endişeme,üzüntüme egemen olmak için resim yapıyorum.' Franz Marc ise :
'Ben kendimi korkumdan kurtarmak için resim yapıyorum' diyorlardı.

Burada önemli olan sanatçıların bu resim anlayışlarına bilinçli olarak gitmemiş olmalarıdır. Bu noktaya hem Picasso hem de Braque önemle değinmişlerdir. Picasso, Braque'la birlikte Kübizmi ortaya bir fikir olarak atmak için düşünüp taşınmadıklarını, bu tarzın çalışırken ortaya çıktıgını belirtmişlerdir.

Her ne kadar soyutlama sanatta, sanat eserinin yapısı bakımından daima varsa da, sanat akımlarının birbirlerine olan tepkileri yüzünden oluşan gelişimde soyutlama ancak yüzyılımızın başında dünya yüzünde resim alanında oluşmuştur. Ingres'in biçim değiştirmeleri (deformasyon); Delacroix'nin yeni renk olanaklarını göstermesi; Degas'in 'Sanat hesaplı operasyonlardan ibarettir' sonucuna varması; empresyonizmin belirmesi ile güneş renklerinin çözümlenmesi ve resmin bu akımın prensiplerine uyarak objeyi degil, obje üzerindeki ışığı prizma renkleri ile biçimlendirmeye gidip doğa biçiminden uzaklaşması ve perspektifin kaybolmaya başlaması; Cezanne'in resminde objeyi geometrik biçimler üzerine konstrüktif olarak oturtması ve bilimsel perspektifi resimden uzaklastırması; Gauguin'in resmin müzikal bir aşamaya gittigini önceden haber vermesi ve resmi ilk arkaik saglamlıgına geri götürmesi; Picasso ve Braque'in doga biçimlerini parçalayarak analitik kübizm anlayışına varmaları ve böylece doga biçimlerinin resimde renk ve biçim hürriyetine engel olduğu sonucuna gidilmesi; Delaunay'in'Renk yalnız başına biçim ve objedir ve resim kendini objeden kurtaramadığı müddetçe tasvir ve edebiyattır'inancı ile mutlak bir resme gitmesi, sanatın durup dururken soyutlamaya gitmedigini oldukça kesin olarak açıklar.